Forum Başlıkları
· GERİYE DÖNEN ADAM
· BİR ADIN KALMALI
· YALNIZLIK ŞİİRİ
· SAÇLARIN
| · YOL | [0] |
| · GERİYE DÖNEN ADAM | [0] |
| · BİR ADIN KALMALI | [0] |
| · YALNIZLIK ŞİİRİ | [0] |
| · SAÇLARIN | [0] |
Yeni Üyeler
| » saqo27 | [0] |
| » pasha_02 | [0] |
| » ramazan b | [0] |
| » ramazan... | [0] |
| » goksel_... | [0] |
| » mikail | [0] |
| » murat | [0] |
Çevrimiçi Kullanıcılar
En Son Ziyaret
| ramazan b | 19 hafta |
| Ali | 19 hafta |
| Ares | 21 hafta |
| mikail | 22 hafta |
| nazif | 23 hafta |
| murat | 23 hafta |
| goksel_1986 | Hiç çevrimiçi olmadı |
| ramazan b... | Hiç çevrimiçi olmadı |
| pasha_02 | Hiç çevrimiçi olmadı |
| saqo27 | Hiç çevrimiçi olmadı |
Doğum günü yok
No birthdays today
Üye Girişi
Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.
Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Anket
Nöbetçi Eczaneler
En Son İncelemeler
Kısa Mesajlar
Yönetici olmak isteyenler lütfen bana basvursun 
Merhaba sevgili gölbasilar yeni siteniz hayirli olsun 
TÜM GÖLBASI HALKINA HAYIRLI UGURLU OLSUN 
YÖREMiZDEN NÜKTELER
AVCI
Çataltepe’de Battal Koca’ya (Topsoy) misafir olan bir avcı, akşam anlatmaya başlar :
“- İçinde 18 saçma bulunan bir mermi ile ateş ettim. 17 keklik ve bir de tavşan vurdum.”
Der. Batal Koca bunun üzerine :
“- Bizim burada Uzun Güney diye bir yer var. Çok iri ağaçlarla kaplı. Geçenler ben oradan bir ağaç kesip eve getirdim. Baltayla doğrayınca 12 yük odunu çıktı.” Deyince, Avcı :
“- Bre Battal Koca, bir ağaçtan 12 yük odun mu çıkar?” deyip, gülümser. Bu soruya Battal Koca şu karşılığı verir :
“- Sen içinde 18 saçma olan bir tek mermiyle 18 av vuruyorsun oluyor da, ben bir ağaçtan 12 yük odun çıkarırsam mı çok oluyor?” ...
ÇİZME
Eski zamanlarda, insanların bir çarığı dahi bulamadığı günlerdeyiz. Bir grup insan ,dağda eski bir çizme bulur. Henüz çizme görmedikleri için, birbirlerine bunun ne olduğu, ne işe yaradığı konusunda sorular sorarlar. Tatmin edici cevap bulamadıkları için, “Bunu, bilse bilse Mesto bilir!” diyerek, Mesto’nun yanına varıp çizmeyi göstererek :
“-Mesto Amca, biz bunun ne olduğunu anlayamadık. Bize yardımcı olur musun?” deyince, Mesto, bir çizmeye, bir insanlara bakar ve :
“- Bunu bilemeyecek ne var? Bu kazma kılıfı.” Diye karşılık verir.
HELÂLLEŞME
Vasıtanın az olduğu zamanlarda, Gaziantep’e giden bir dolmuşa binen Çatalağaçlı Eşref,
köye yaklaşınca muavine yol ücretini alması için iki buçuk lira verir. Muavin: “Yol parası iki lira, ama bozuk elli kuruşumuz yok. Hakkını helâl et!” der. Eşref, “Yok ben hakkımı helâl etmem. Elli kuruşluk daha binerim” deyince muavin, Eşref’i Çatalağaç’tan ileride olan Haydarlı’ya kadar götürür. Haydarlı’da inen Eşref, tekrar Çatalağaç’a kadar yaya döner.
PEHLİVAN
Ata sporumuz güreşin yaygın olduğu yıllarda, her çevrenin meşhur pehlivanı olurdu. Bu pehlivanlar, komşu şehir ve köylerde de meşhur olan pehlivanlarla güreş tutarlardı.
Kahramanmaraş’ta meşhur olan pehlivan, çevrede yıkmadık pehlivan bırakmamış. Çataltepe köyünde meşhur bir pehlivanın olduğunu duyunca, yaya olarak Çataltepe yolunu tutan pehlivan, epeyce yol alır. Köye yaklaştığında, çift sürmekte olan Kel İbiş Ali’ye (Özberk),
Çataltepe’ye nereden gidileceğini sorar. Kel İbiş Ali, çift sürmekte olduğu demir sabanı bir eliyle kaldırarak köyün yolunu gösterip “Aha şuradan gider!” der.Bunu gören pehlivan, “Çiftçisi böyle güçlü ise Pehlivanı nasıdır?” diyerek, güreşmekten vazgeçip tekrar Kahramanmaraş’ın yolunu tutar.
HIZ
Hamzalar köyünden at sırtında bir günde ancak Besni’ye ulaşan Mustafa Amca, bu çabukluğa hayret ederek (!) :”İnsanoğlu dediğin bir kanatlı kuş, dün nerdeydik, bu gün neredeyiz?” diyerek şaşkınlığını ifade eder.
TERS KOŞULAN ÖKÜZLER
Çatalağaç’ta bir çiftçi, dalgınlıkla öküzleri ters koşar. Sürmek isteyince yönleri farklı olan öküzler hareket edemezler. Buna kızan çiftçi, elindeki mesesle (Çift sürerken öküzlerin hareketini sağlamak amacıyla yapılmış ucu çivili sopa) öküzlere vurur. Tabii ki, öküzler yine hareket edemezler. Kendisine dönük olan öküze bakan çiftçi, daha da kızarak : “Şuna bak, daha utanmadan bir de yüzüme bakıyo!” der.
FOTOĞRAF
Emin, Hamzalar’da bulunan dayısıgile ziyarete gider. Birkaç gün kaldıktan sonra Gölbaşı’na dönmek üzere yol hazırlığı yapar. Bu esnada dayısı:
“-Benim çok işim var gelemiyeceğim, falan fotoğrafçıya selâmımı söyle de benim bir fotoğrafımı çekip, salsın. “ der. Bunun üzere yeğeni :
“- Dayı, sen olmazsan fotoğrafın nasıl çekilsin?” diye itiraz edince, dayısı:
“- Yeğen, fotoğrafçı beni tanır. Sen selâmımı söyle yeter!” diye karşılık verir.
ŞEHİR
Bölgemizde, eskiden en büyük yerleşim yeri Besni idi. Bu yüzden Besni’ye “şehir” diyorlardı. Meydan köyünde hastalanan bir kadın, beyi tarafından Besni’ye doktora götürülür.
Besni dönüşü, köyün kadınları, doktora giden kadına sorarlar:
“- Şehir dedikleri nasıl bir yer?”
Kadın cevap verir:
“- Vallaha, çok böyük bir yer. Bir sürü dükkân var. Yalnız, herhalde banıya ( Yazın gidilen yayla yeri) gitmeye hazırlık yapıyorlardı. Caddenin bir başından bir kalabalık geliyor; bir başından da başka bir kalabalık geliyordu.” Der.
Yorum yaz
Oylama
Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.